İstanbul Boğazı’nın önemli ve değerli mimari eserlerinden biri olan ve Büyük Mecidiye Camii olarak da bilinen yapı Ortaköy İskele Meydanı’nın kuzey ucunda yer alır. Daha önce caminin bulunduğu yerde Vezir İbrahim Paşa’nın damadı Mahmud Ağa’nın yaptırdığı bir mescid vardı. Bu yapı, muhtemelen 1740’larda Mahmud Ağa’nın damadı Kethüdâ Devâtdâr Mehmed Ağa tarafından yenilendi. Bugünkü yapı, giriş kapısı üzerinde yer alan Zîver Paşa’nın yazdığı kitâbeye göre Sultan Abdülmecid tarafından inşa ettirildi. Mimarı Nikogos Balyan olan cami, 19. yüzyıl selâtin camilerinde olduğu gibi harim bölümü ve girişin önünde yer alan hünkâr kasrından oluşur. Caminin iç duvarları kırmızı ve beyaz hareli pembe renkli taş taklidi sıvalarla bezelidir. Duvarlara asılmış ”çehâryâr-ı güzîn” levhaları ve minberin üzerindeki kelime-i tevhid Sultan Abdülmecid, diğerleri ise Ali Haydar Bey tarafından yazıldı. Pandantifler ve kubbe içinde bulunan kalem işlerinde manzara ve mimari düzenlemeler dikkat çeker.

Ortakoy-camii

 

Gerek bulunduğu konum gerekse mimari açıdan dikkat çeken Ortaköy Caminin dış cephesi barok ve rokoko tarzında taştan, oyma ve kabartma süslemeleriyle dikkat çeker. Yapı üzerinde oturduğu rıhtımdan yaklaşık 2 m. yükseltilmiş, zemin katla galeri katı silmelerle ayrılır. Bu silmelerin uzantısı aynı zamanda hünkâr kasrının saçak kornişlerini oluşturur. 1894 depreminde büyük zarar görünen camii 1909’da Evkaf Nezareti’nce yeniden tamir edildi. Bu tamirde yıkılan eski yivli minareler yivsiz olarak yapıldı, minarelerin petek ve külâh kısımlarıyla yapının çeşitli bölümleri yenilendi. 1960’larda binada yeniden çatlamaların oluşması sebebiyle Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün başlattığı yenileme çalışmalarında zemin takviye edildi ve kubbe yenilendi. Bu onarımda ibadete kapatılan cami 1969’da yeniden açıldı. 1984’te büyük bir yangın sonucu kısmen harap olan bina tekrar restore edildi.

Kaynak: https://www.beyaztarih.com